>

Cumartesi sabahleyin 5 şehidimizin haberini eşim verdi. Kendi nefsim için söylüyorum; Ankara ve İstanbul’daki büyüklerimiz gibi bu haberlere karşı tepkisiz hale geldik. Hanım, askere gidecek iki oğlu bulunan bir ana olarak bu haberlerden daha fazla etkileniyor…
   Haber merkezi şefimiz Mehmet Yılmaz’a “Tunceli’de 4, Hakkari’de bir şehit varmış. Bir araştırın bakalım içlerinde Kayserili var mı?” dedim.

   Kayserili, Vanlı, İstanbullu, Samsunlu… Ne farkederdi ki…

   Ama işimiz bu. İşimizi de yapmak zorundayız. Şehit Kayserili ise ailesine ulaşıp bilgi almamız ve kamuoyuna karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiz gerekiyordu.

   Mehmet beş dakika olmadan odama geldi ve “Abi şehidin biri Kayserili. Jandarma Uzman Çavuş Kemal Koçyiğit. Ailesi de Yıldızevler  Mahallesi Topçuoğlu Kooperatifi 299. sokakda oturuyormuş” dedi.

   Her şehit haberine büyüklerimiz gibi baksak da ateşin birinin yakınımıza düşmesinden dolayı daha fazla acı çekiyor, hüzün duyuyosunuz.

   Bu arada odamda bir yandan gazeteleri okuyor, diğer yandan da haber kanallarını takip ediyordum. Maşallah hepsi İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamaları ile yatıp kalkıyordu. Saatlerce İstanbul’un dört-bir köşesinden canlı yayın…

   Beş şehitten tek bir haber yok. Sadece saat 10.00’da bir dakikayı bulmayan görüntüsüz haberler geçtiler o kadar.

   Bir süre sonra muhabir kameraman arkadaşlarımdan Süleyman Erdoğan’la görüştüm. “Şehidin evine gittiniz mi?.. Nereliymiş, evli mi, çocuğu var mı?” gibi soruları ard arda sordum.

   El cevap:

   “Abi ev bildiğin gibi. Yozgatlılarmış. Ailesi burada oturuyormuş. Bir yıl kadar önce evlenmiş. Çoçuğu da yok. Zaten evlendikten bir kaç gün sonra göreve gitmiş. O gün bugündürde izne filan gelemiyormuş” dedi.

   İzne gelememe işini garipsedim. Ama nasıl yorumlarsanız yorumlayın. “Çocuğu yok” deyince “Aman, iyiymiş” dedim.

   Gencecik fidanları kaybediyoruz. Son bir ayda verdiğimiz şehitlerin yaşları 21’le 35 arasında. Kiminin çocuğu iki günlükdü, kimininki 4 yaşında. Bunun için Süleyman’a “İyiki çocuğu yokmuş” dedim.

   O yavrunun da sıkıntı çekmesini, babasız büyümesini istemiyordum…

   Kemal Çavuş’un zorunlu şark görevinin bitmesine iki ay kalmış. İki ay sonra terörün etkisinin az olduğu bölgeye gelecek eşini de yanına alacaktı…

   Son bir ayda Kayseri üç şehit verdi. Oysa 2002 yılında ülke genelinde verdiğimiz şehitlerin sayısı 6 idi…

   Habur’da üniformaları ile,  “Önderlerinin çağrısına uyarak barış elçisi olarak” geldiğini söyleyenler ülkeyi karış karış gezerek kahraman muamelesi görürken, kanunları görmezden gelenler beş evladımızın şehit edilmesine de yaptıkları açıklamalarla tepki göstermişlerdi.

    Şehidin babası gelinini ve eşini kendi teskin ediyor. Her şehit babası gibi acısını kalbinin derinliklerine gömerek  “Vatan sağolsun” diyor.

   Elbette vatan sağolsun…

   Tam 100 yıldır Anadolu’da hangi ev şehit vermedi. Her evden şehit çıktı vatanın bağımsızlığı için.

   Ne acıki dün de, bugün de garibanın canı yanıyor. Ve o gariban ülkesi ve kanı üzerine oynanmak istenen oyunu maalesef bir türlü göremiyor. Ruhun şad olsun Kemal!. Sabır, baba, ana ve eş; sabır…
Kayseri Akın Günlük
Reklamlar