>

Yeni Ufuklar Derneği tarafından hazırlatılan Türk Kültürü nde Aş Evleri Kayseri Örneği adlı kitap, Tarihi ve Sosyal Boyutuyla Kayseri’de Aşevleri konulu panelle tanıtıldı.
Yeni Ufuklar Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği nin Kadir Has Kongre Merkezinde düzenlediği Tarihi ve Sosyal Boyutuyla Kayseri de aş evleri konulu panelde, aş evlerinin sosyal hayat üzerindeki etkileri değerlendirildi.

  Türk Kültüründe Aşevleri: Kayseri Örneği adlı kitabın yazarlarından Prof. Dr. Ahmet Buran, Prof. Dr. Cemalettin Çopuroğlu ve Yrd. Doç. Dr Kasım Karaman, panelde bu konuda yaptıkları araştırmanın sonuçlarını açıkladılar.

     Kitabın editörlüğünü yapan Prof. Dr. Ahmet Buran, sosyal dayanışma ve yardımlaşma derneklerinin tarihinin en eski medeniyetlere dayandığını, İslamiyet öncesi Türk toplumlarında da bu yapılanmanın olduğunu söyledi.

     İslamiyette ilk imaret örneğine asrısaadet döneminde rastlandığını belirten Buran, Kayseri de yaptıkları incelemelerde tarihi cami, tekke ve zaviyeleri de araştırdıklarını kaydetti.

     Buran, Kayseri de tarih boyunca aşevlerine büyük önem verildiği için yaptıkları incelemede bu kenti esas aldıklarını bildirdi.

     Osmanlı döneminde yapılan yardımların Müslim-gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın yapıldığını ifade eden Buran, Tarihte Kayseri de ilk imarethaneye 1552 de rastlanmıştır. Ayrıca Evliya Çelebi nin Seyahatnamesi nde 17. yüzyılda Kayseri de 40 yerde yemek verildiğini anlatıyor dedi.

     Buran, günümüzde ise Kayseri de 17 resmi ve 3 özel aşevi bulunduğunu, buralardan günde 15 bin kişinin günlük yemek aldığını kaydetti.

     Prof. Dr. Celalettin Çopuroğlu da her dönemde muhtaç insanların olduğunu, muhtaç olanlara yardımı en iyi şekilde başaran toplumların ise sosyal yardımlaşmayı ve dayanışmayı kültür haline getirdiklerini söyledi.

     Kayseri de yaptıkları incelemeler sonunda Kayseri nin toplumsal bilinci oluşmuş bireylerden oluşmuş bir şehir olduğunu gördüklerini ifade eden Çopuroğlu, inceleme için belirledikleri 40 aileden 38 ile görüşme imkanı bulduklarını, bu ailelerin içinde 20 yıl boyunca sürekli yardım alanların olduğunu belirtti.

     Araştırmada, yardım alanların bir bölümünün bu yardımları almadığı takdirde yaşamlarını sürdüremeyeceğini belirlediklerini dile getiren Çopuroğlu, ailelerin bir bölümünün ise buradan aldıkları yardımla gıda masrafı yapmayıp artırdıkları paralarla çocuklarını okutmaya çalıştıklarını tespit ettiklerini kaydetti.