Avukat Necdet Çetinok, bir yazısında Koramaz Dağı eteklerindeki köylerden bahsetmekteydi. Bu köyler, Gesi, Ağırnas, Efkere, Darsiyak, Nize, Vekse, Isbıdın, Mancusun, Büyük Bürüngüz, Küçük Bürüngüz gibi köylerden başlayıp Tavlusun’a,  Germir’e kadar uzanıyordu. Çetinok, Koramaz dağı eteklerindeki köylerin ortak bir kültürleri olduğunu düşünüyordu.

Vacit İmamoğlu’nun Gesi Evleri isimli Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları arasından çıkan kitabı gördüğüm vakit, Çetinok’un ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anladım.

Vacit İmamoğlu, her ne kadar kitabına “Gesi Evleri” adını vermişse de, doğru bir kararla, Koramaz dağı eteklerindeki ortak mimari dokuyu genel bir perspektif olarak ortaya koymuş. Bu durum kitabın kapağına “Mimar Sinan’ın Yetiştiği Yöredeki Köyler ve Geleneksel Evler” ibareleriyle yansıtılmış.

Bugüne kadar Mimar Sinan’ın yetiştiği coğrafyanın çok iyi araştırıldığını ve ortaya konduğunu düşünmüyorum. Koramaz dağının eteğinden başlayıp Kayseri’ye doğru uzanan ve bazen derin yarıklar (vadiler) oluşturan deprem çukurları vardır. Özellikle de Vekse’de, Dimitre’de (Turan), Isbıdın ve Mancusun’da bu deprem yarıklarını çok net olarak görebiliyorsunuz. Ben yöreye yaptığım gezilerde, özellikle bu durumu gözlemledim ve bu çukurların içinde sayısız mağaralar olduğunu gördüm. Bazen iki, bazen üç, bazen de dört veya beş kata ulaşan bu mağaraların aslında bir zamanlar insanların yerleşim yerleri olduklarını anlıyorsunuz. Yörede o kadar çok kaya kilise var ki… Şimdi durumları nicedir bilemiyorum. Bu yörede sadece Ağırnas yer altı şehri turizme açıldı. Diğerleri duruyor. Duruyor diyorum ama gömü (hazine) avcıları, bu yer altı şehirlerinden ve kaya kiliselerden geriye ne bıraktılar tam bilemiyorum. Isbıdın’da daha önce gördüğüm bir kaya kiliseye yakın zamanda yeniden ziyaret gerçekleştirince kaya kilisenin ne büyük tahribata uğradığını hayretler içerisinde gördüm.

Yani bakir topraklarda talan, sorumsuzca gerçekleşmeye devam ediyor. Halbuki bu yöre, ilk Hıristiyanlık dönemine uzanan tarihi ile Kayseri’nin Kapadokya’nın başkenti olduğu dönemlere ait izleri taşıyordu. Bu mağaraların çoğu aslında yer altından bir ulaşımın olduğunu da göstermektedir. Bugün Vekse’den girip Gergeme’den çıkabilirsiniz ya da Isbıdın’dan, Mancusun’dan çıkabilirsiniz. O derece uzun yer altı şehirleri ve yolları vardır. Lakin, bugün havalandırmaları kapalı olduğu için buralara ancak donanımlı ve profesyonel ekiplerin girmesi mümkün olabilir ancak.

Bu yörenin insanları, daha Hıristiyanlığa geçmemiş olan Roma’nın zulmünden kurtulmak için de bu mağaralarda yaşamak zorunda kalmıştı. Romanın Hıristiyanlaşması ile biraz daha rahat nefes alan insanlar, Anadolu’yu yağmalayan  nice kavimlerin zulmünden de kurtulmak için bu mağaralara, inlere girdiler.

Bugünkü evlerin büyük bölümü aslında geçmiş zamandaki mağaraların üzerine yapılan evlerdir. Hatta bir çoğunun zerzembisinden eski mağaraların girişlerine ulaşılır. Hala bu mekanlar soğuk hava depoları gibi kullanılır yörede.

Kitabın birinci bölümü giriştir. Burada Kayseri ve çevresi, Gesi ve Yöresinin coğrafyası, nüfusu, tarihi, ekonomik geçmişi, bugünkü sosyal ve ekonomik yapısı inceleniyor.

İkinci bölümde ise Yerleşimler, Konut Dokuları ve Sokaklar bölümü var. Bu bölümde Gesi, Efkere, Darsiyak, Nize, Vekse, Isbıdın, Mancusun, Ağırnas ve Büyük Bürüngüz ele alınıyor.

Üçüncü bölüm, evler adını taşıyor. Bu bölümde evlerin genel karakteri, ev planları, avlu ve bahçeler, mimari formun belirgin özellikleri, cinsiyet ayırımı ve mekan kullanımı, komşuluk ilişkileri ve sosyal çevre, güvenlik, evlerin dine göre farklılaşması; ev, oda, eşya ve mobilya anlayışı; malzeme kullanımı ve yapım.

Kitabın incelenen evler bölümünde Gesi’den on üç, Efkere’den 4, Darsiyak’tan 5 evin incelendiğini görüyoruz.

Gesi’den Raşit Efendi Konağı, Fikri Öztürk Evi, Mehmet Anguç Evi, Cafer Soy Evi, Sürüye Hızlan Evi, Mehmet Abinik Evi, Mehmet Tuncer Evi, Mehmet Bal Evi, Aslanoğulları Konağı, Uzun İbrahim Evi, Öğretmen Halil Ater Evi, Şakir Özalp Evi ve Mehmet Mithat Aytekin evi incelenmiş.

Efkere’den ise Hasan Gök Evi, Ahmet- Behice Dikmen Evi, Ali Köseoğlu Evi ve Çaybaşından İsimsiz bir ev incelenmiş.

Darsiyak’tan ise, Gıyasettin Tokyay Evi, Abdülkadir Tuncer Evi, Mustafa Tuncer Evi, Yakup Kılıç Evi ve Mehmet Şan Evi incelenmiş.

Vacit İmamoğlu’nu ve Kayseri Büyükşehir Belediyesini gönülden kutluyorum. Gesi Evleri gibi, Büyük Bürüngüz’ün ve Ağırnas’ın Evlerini de yörenin diğer evleriyle birlikte ayrı bir kitapta görmek dileğiyle…