Öncelikle Levon Panos Dabağyan’ın gazetemizde yazısını görünce sevindim. Çünkü, böyle değerli kalemlerin her zaman Türk- Ermeni dostluğu noktasında taşın altına ellerini koymaları kadar güzel bir şey yoktur. Ki Dabağyan, yıllardır bu işi hakkıyla yapanlardan biridir.

Dabağyan, Türk- Ermeni dostluğunun önündeki engelleri anlatırken “Türkçü geçinen” ve Türklüğün sadece varlığını kendine kalkan gibi kullanarak, aziz milletimize her daim yanlış adres gösteren, entrikacı vicdansızların iblislikleri karşısında hiç susmadım ve de bundan böyle de susmamaya yeminliyim, diyor.

Şimdi, Türkçülüğü bu ülkede doğru anlatmayan ve Türkçülüğü bilinçli bir şekilde “ırkçılık” olarak tanımlayıp bundan çıkar sağlayanlar dün de vardı, bugün de çokça mevcuttur. Türkçülüğü yanlış takdim edenlere “Türkçü geçinenler” demek ne kadar doğru bilemiyorum ama Türkçülüğün referans şahsiyetleri ortadadır. Özellikle Türkçülüğün mimarı Ziya Gökalp’in Türkçülüğü “kültür” temeline oturtması ve Atatürk’ün de yeni kurulan cumhuriyetin temelini kültür olarak izah etmesi her ikisinin arasındaki paralelliği göstermektedir. Türk Milletini yüceltmek ve yüksek görmek ideali Gökalp tarafından Türkçülük esası olarak verilmektedir. O yüzdendir ki Türk Milleti adı verilen bu büyük birlikteliğin içerisini ancak “kader birliği” ilkesi ile doldurabiliriz.

Bakınız burada sadece Türk’ten bahsedilmiyor. Türkçülük, o yüzden asla etnik bir ayrışmayı kabul etmiyor. Dün bizimle kader birliği edenlerin büyük bölümü bugün de bu milletin asli unsuru olmaya devam ediyorlar ve hepsine bir Türk Milleti adı veriliyor.

Biz büyüklerimizden Ermenilerle ilgili hem birbirinden güzel hikayeler, hem de her biri yüreklerimizi acıtan hikayeler dinledik. Evet, Osmanlıya saldıran yedi düvel çok güçlüydü ve müthiş bir propaganda yapıyordu. Lakin, ne gariptir ki, bu propagandalar Türkler ve Rumlar üzerinde bu kadar etki yaratmadı. Kendilerine Büyük Ermenistan vaad edilen Ermeniler ise kelimenin tam manasıyla Türk Ordusunun lojistik desteğini kesip halka da zulmetmek noktasında inanılmaz zararlar verdiler. İşte bu durum, devletinin yanında olan ve Türk Milletinin fertleri olarak kader birliği ilkesine sonuna kadar bağlı kalan Ermenileri de etkilemiştir.

DOSTLUĞU KURMAK YILLAR ALIYOR, YIKMAK İSE BİR DAKİKA…

İnsanların neyi, nasıl algıladığı çok önemlidir. Artık Türkçede Ermeni kelimesi “millet-i sadıka” manası yerine  hakaret manası içermişse artık dostluğun ne kadar zor bir iş olduğunu anlayabiliriz. Türk halkının hafızasını nasıl değiştirelim de eski dostluğu tekrar kuralım, bu mümkün müdür? Üstelik bir de 1992’de Hocalı Katliamı olmuşsa ve Ermenilerin Türkleri nasıl katlettikleri bütün dünyanın gözleri önünde yeniden cereyan etmişse bunu nasıl izah edebilirsiniz?

Dün İngilizlerin, Amerikalıların maşası olanların 1992 yılında ise nasıl Rusya’nın maşası olabildiklerini gördük. Türkiye ile Azerbaycan arasına özellikle sokulup Dağlık Karabağ’ı Ermenilere işgal ettiren güç ortada duruyor. Bugün Türkiye ile Azerbaycan arasında kara yolu ve demir yolu bağlantısı kurulamıyorsa bunu da Ermeni dostluğuna mı sayalım?

Azerbaycan’ı ikiye bölen haritaya baktınız mı hiç? Nahcivan Türkiye tarafında kaldı. İran hududuna kadar Ermeniler araya girdiler ve artık Azerbaycan ikiye bölünmüş bir devlet oldu. Bunu kabul etmek mümkün müdür? Bütün bunlar geçmişte neler olduğunu da anlatıyor ve biz adeta tarihi yeniden yaşıyoruz. Hep birilerinin maşası durumuna düşen insanlar, Türk Milleti dışında her kim varsa (Ruslar, İngilizler, Amerikalılar vs.) onlarla kader birliği ederken Türklere ise inanılmaz bir düşmanlık besliyorlar. Hocalı’daki katliam fotoğraflarına bakabilecek yüreğiniz var mı sizin? Dostluğu, kardeşliği Hocalı Katliamının üzerine mi kuracağız. Tarihte koca Van şehrindeki Türkleri yok ettiğiniz gibi mi Türklerin kökünü kazıyarak mı dostluk kuracaksınız?

Türk- Ermeni dostluğu bu hafıza ile gerçekleşecek bir şeye benzemiyor. Daha uzun yıllar da durum böyle olacaktır. Eski komşuluklar, eski dostluklar ne kadar anlatılırsa anlatılsın, çok iyi konuştuğumuz, görüştüğümüz nice Ermeni dostumuz, arkadaşımız olsa da şu anda Türk- Ermeni dostluğu imkansızları oynamaktadır.

Türk-Ermeni dostluğunun somut bir şekilde başlaması için en uygun adım, Ermenilerin Azerbaycan topraklarından derhal çekilmesidir. Böyle bir durum, çok iyi adım olurdu diyeceksiniz ama Ermeniler kendilerini şarkın kurnazlarından saydıkları için bunu asla yapmazlar.

Onların derdi Türk Milletini aldatmak ve şark kurnazlığı ile, Rusların yardımı ile ayakta kalmaktır. Halbuki bu coğrafyada 120 milyon Türkün arasında Türklere düşman olarak nereye kadar gidecekler? Çekirge daha nereye kadar sıçrayacak?

Türkiye – Ermenistan dostluğu diyenlere sadece bir soru soracağım: Türkiye’de ve Azerbaycan’da Ermeniler yaşamaktadır. Ermenistan’da neden bir tane dahi Türk ailesi yaşamamaktadır ve bundan sonra da yaşayabilir mi? Cevabı her şeyi anlatıyor aslında.