Türk Edebiyatında Çanakkale Destanı nedendir bilinmez uzun zaman hak ettiği genişlikte işlenmemiştir.  Bir zamanlar elimizde:

“Çanakkale içinde Aynalı Çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı”

 şeklinde başlayan bir türkü ile Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı Çanakkale Şehidleri adını taşıyan destansı bir şiir vardı.

Akif’in Necit Çöllerinde kaleme aldığı bu Çanakkale Destanı şiiri, Çanakkale Muharebelerini anlatan en güzel şiirdi şüphesiz. Hepimizi fazlasıyla doyurdu ve hislerimize tercüman oldu. Savaşı, çok iyi tasvir etmekteydi.

Bu şiirin tamamını ezberlemesek de içerisindeki birçok beyiti hepimiz ezbere biliyorduk:

Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar

O rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor

Bir hilal uğruna, ya Râb ne güneşler batıyor!

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i

Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber

Sana âgûşunu açmış duruyor peygamber

Yahya Kemal’in de bir yazısında belirttiği gibi, bizim Çanakkale Destanımız hakkında Fransızlar, İngilizler ve başkaları onlarca eser kaleme almışlarken bizde çok bir şey yazılmamıştı. Türk Gençleri, bu büyük destanı sadece Akif’ten ve birkaç şairin dizelerinden öğreneceklerdi. Romanlarımız, hikayelerimiz, tiyatrolarımız maalesef yeteri kadar yoktu.  

On Sekiz Mart Üniversitesinden Ramazan Gülendam, “Türk Romanında Çanakkale Savaşı” isimli yazısında şöyle diyor:

“Türk Edebiyatı’nda roman türünün olgunlaşma döneminin geç yaşanması, Türk milletinin tarihinde tarihe altın harflerle yazılacak birden çok olayın var olması, Çanakkale Savaşı’nın hemen ardından Millî Mücadele’nin yaşanması ve romanın çok kısa bir sürede millî duygu ve düşünceleri yansıtmaya elverişli bir tür olmayışı gibi etkenler, yukarıda vurgulandığı gibi, bu savaşın Millî Mücadele’yi konu edinen romanlarda sadece bir “fon” olarak kullanılmasına sebep olmuştur.
Çanakkale Savaşları’nın müstakil olarak ele alındığı ilk roman, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun üç ciltlik Ve Çanakkale ( Geldiler, Gördüler, Döndüler ) (1990) adlı romanıyken konuyla ilgili yazılmış romanların en güzeli sayılabilecek Mehmet Niyazi Özdemir’in Çanakkale Mahşeri (1998), bu konuyu ele alan ikinci roman olmuştur. Serpil Ural’ın gençler için yazdığı Şafakta Yanan Mumlar ‘ı (1998) ve Buket Uzuner’in Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ‘su ise savaş gerçeğini bir kurmaca içerisinde aktaran ve Çanakkale Savaşı’nı konu edinen diğer romanlardır. “

Ben de bu tabloya Vedat Sağlam’ı dahil etmek istiyorum. “Çanakkale: Direnişin Destanı” romanı ile “Anne Babam Döndü” ve “Özgürlüğü Satın Alanlar” hikaye kitaplarıyla Vedat Sağlam, Çanakkale Destanını ve aktüalitesini gündemde tutmayı başaran bir yazarımızdır. Çanakkale ruhunu gençlere vermek için kolları sıvamıştır. Özellikle çocukların “Anne Babam Döndü” ve “Özgürlüğü Satın Alanlar” hikayelerini okuyarak işe başlamalarını tavsiye ederim.

Ayrıca Türk Milli Mücadelesini en güzel şekilde anlatan Milli Şairimiz Fazıl Ahmet Bahadır’ın 3. Baskısına ulaşan şiir kitabı Yeniden Kuva-yı Milliye”nin 61. Sayfasında Çanakkale isimli bir şiir var. Özellikle bu şiirin genç nesiller tarafından keşfedilmesini arzu ederim.

Şiirden giriş bölümünü buraya almak istiyorum:

ÇANAKKALE

İki kere karşılaştık

Kaderde aynı yerde.

Birinde, biz geçtik

Besmelelerle Boğaz’ı

Uyandırmadan geceyi.

Birinde koptu kıyamet

Kan pahası, can pahası

Geçirmedik

Geçerim zannedeni.

(Devamını bulup okuyun lütfen. Şairin kendi sitesi www.fazilahmetbahadir.com ‘a uğradığınızda bu şiirin tamamını bulabilirsiniz.)

S.Burhanettin AKBAŞ