Azerbaycan televizyonu kaç gündür böyle yazıyor: “Nevruz Bayramınız mübarek…” Çünkü, can kardeşlerimizin yaşadığı Azerbaycan’da Nevruz, milli bir bayramdır. Aynı Kırgızistan’da, Kazakistan’da, Türkmenistan’da olduğu gibi… Yani Nevruz, Türk dünyasının ortak ve büyük bir bayramı… Kimi ülkelerde üç gün, kimilerinde bir hafta şenlik yapılıyor.

Ülkemizde Nevruz, en canlı bir şekilde Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde kutlanıyor. Bu bölgedeki kardeşlerimiz Nevruz’a Türk Dünyası ile aynı değeri yüklemişler ama gelin görün ki birileri Nevruz’un içerisine başka şeyler sokmaya çalışınca ağızımızın da tadı kaçıveriyor.

Nevruz’la PKK’nın ne alakası var Allah aşkına?

Nevruz, bir büyük coğrafyanın bir büyük bayramı iken birilerinin küçük hesaplarına alet ediliyor maalesef…

KAYSERİ’DE NEVRUZ’A “NAVRIZ” DERLER

Aslında bizim bölgemizde köklü bir Nevruz adeti gözükmüyor. Nevruz, yani 21 Mart bizde sayılı gündür ve bugüne Mart 9’u derler. O yüzden, geçmiş yıllarda Nevruz Bayramı kutlamalarında Nevruz ateşinin üstünden atlarken üstümüze çoğu zaman kar yağardı.

Nevruz, denince bizim bölgemizde meşhur bir Kayseri türküsü akla gelir: Navrız Gelin Türküsü. Burada Nevruz, gelinin adıdır, yani hanımlara verilmiş bir isimdir.

Şu dağları aşmalı

Çifte camız koşmalı

Yar askere gidiyor da

(Navrız gelin yörü)

Kiminen konuşmalı

( Öldürüyon beni)

 

Yar yörü yörü, kız yörü yörü

Sallanmanın yeri

Kız nişanlın geliyor da

Kostak kostak yörü

(Osmanlıca yörü)

Türkü bu minval üzere devam eder, gider. Uzun bir türküdür ama TRT repertuarında ancak iki dörtlük olarak yer alır.

MARTIN YARISI AĞLAR, YARISI GÜLER

Mart ayı Kayseri’de yarısı kış, yarısı bahar olarak kabul edilen bir aydır. Kayseri halk takvimini gösteren atasözlerimiz bunu ifade eden örneklerle doludur. Mart ayında tavuklar daha çok yumurtlar, bu ay kuzuların doğum ayıdır. Kuzunun doğumu ile ilgili bir kısım âdetleri yarın anlatacağım. Bugünlük mart ayı ile ilgili Kayseri’de söylenen şu atasözlerini sunuyorum.
**Mardın karı tavadaki yağa benzer.
**Mardın yarısı ağlar, yarısı güler.
**Gücüğün(şubatın) arpası, mardın golpesi (körpesi, yani kuzusu)
**Mart martlanır, tavuğu yumurtlanır.
**Martta sıçan siğmese (yani yağmur yağmasa), nisan da yağsa dinmese, mayıs da ekinim var diye övünse.
**Mart kapıdan baktırır, kazmayı küreği yaktırır.
**Mart ayının yarısı kış, yarısı yaz.

Mart ayının yarısı kış, yarısı bahar inancından hareketle genelde bu ayın son yarısında kırlara çıkılır. Karların altında yetişen bir cins yaban soğanı toplanır.
Kayseri ve yöresinde baharın gelişiyle birlikte bir kısım oyunlar oynanırdı. Bunlar arasında at yarıştırma, cirit, öküz tokuşturma, deve oyunu, çeşitli güreş müsabakaları ve sinsin oyunu sayılabilir.
MART AYI, DÖL AYI
Şubat ayının onunda kuzular, ana karnında yüzüncü gününü doldurur. Kuzunun ana karnında yüzüncü günü doldurması sevinçle karşılanır, çünkü kuzuların artık büyük tehlikeleri geride bıraktıklarına inanılır. Bu sevinçle “yüz ketesi” pişirilir. Yapılan keteler, çobanlara ve konu komşuya dağıtılırdı.
Mart ayı döl ayı olarak bilinir. Kuzular mart ayının sonlarına doğru doğarlar. Bu da ayrı bir sevinç yaratır ve eğlencelere vesile olur.

KÖSE OYUNU
Mahallenin çobanı, gençleri başına toplar. İçlerinden biri köse olur. Köse ya pala bıyık takılır, sakal bağlanır, başına bir terlik konur, arkasında abası vardır. Beline beş on adet dangırdak (Çıngırak) bağlanır. Gençlerden birisi gelin kılığına büründürülür. Gelin kılığına girecek gence entari giydirilir, başına bir çar verilir.
Gencin bir tanesi omuzuna bir heybe ve eline bir çilingir alır. On – on beş kişilik grup yanlarında köse ve gelin olduğu halde akşam vakti, kendi mahallelerinde ev ev gezerler. Bir eve geldiklerinde kapıda çıngıraklar çalınır, kapı vurulur, ev sahibi kapıyı açar. Köse evin ortasına sırtüstü yatar, gelin başlar ağlamaya:
Kösemin de gözü humar
Birin açar birini yumar
Ablasından harçlık umar
(Ağasından harçlık umar)
Kalk gidelim köseciğim

Bu ağıttan sonra evin erkeği kösenin ağzına para atar ve köse kalkar. Eğer evin erkeği yoksa o evin kadını, kösenin ağzına bal veya yağ kor. Bazen şaka olsun diye Kösenin ağzına kül veya kömür atarlar. Ayrıca heybeyi taşıyan şahsa bulgur ve yağ verilir.
Böylece mahalledeki evler tek tek gezilir. Fakir ve küçük çocuklu eve uğramazlar. Sonunda toplanan bulgurlardan ya bir bulgur pilavı pişirilir ya da bulgur satıp tatlı bir şeyler alıp yerler. Toplu halde gezerken de şöyle bağırırlar:
Çobanın ayı yetti
Kuzunun tüyü bitti